Şile, İstanbul'dan yaklaşık 65 km mesafede yer almasına karşın kıyıları şaşırtıcı ölçüde temiz ve el değmemiş bölgeler barındırıyor. Karadeniz'in gür dalgaları ve geniş kumsalları bu bölgeyi, Akdeniz sahillerine alternatif arayan İstanbullular için yaz boyunca en gözde adreslerden biri yapıyor.
Şile Merkez Plajı, kasabanın hemen altında uzanan uzun ve geniş bir kumsal. Yaz ortasında canlı olan bu sahilde şezlong ve kafe seçenekleri bol; ancak sabahın erken saatlerinde dalgaların sesi eşliğinde tenha bir yürüyüş de mümkün.
Şile'nin gerçek saklı hazineleri ise kasabanın doğusunda ve batısında uzanan küçük koylar. Sofular Plajı, Değirmençayırı ve Kumbaba Koyu; özellikle hafta içi ziyaret edildiğinde neredeyse ıssız bir deneyim yaşatıyor. Biraz daha ileri gidildiğinde Ağva, çayın denize döküldüğü eşsiz manzarasıyla bölgenin en fotoğrafik lokasyonlarından biri.
Karadeniz'de yüzmek, Akdeniz kıyılarından farklı bir deneyim sunar. Dalgalar daha güçlü, su rengi daha koyu ve derin mavi; akıntılara dikkat etmek gerekiyor. Bayrak sistemini takip etmek önemli: kırmızı bayrak görüldüğünde denize girmemek gerekiyor.
Şile'de deniz sezonu Mayıs ortasından Ekim başına kadar sürüyor. Haziran başı, su henüz ılınmaya başlarken sahilin en sakin ve en temiz dönemi; kalabalık ise Temmuz–Ağustos zirvesine ulaşıyor. Eylül ve Ekim ise hem su sıcaklığı hem azalan kalabalıkla birlikte en keyifli dönem.
Deniz keyfi sonrasında Lotus Restaurant'a uğramak, güne güzel bir nokta koymak demek. Liman Sokak'taki konumu, sahilden yürüyerek ulaşmayı kolaylaştırıyor; yanlızca 5 dakika!. Tuzlu kum kokusuyla sofraya oturmak, Şile'nin esansını tam anlamıyla tamamlıyor.
İpucu: Kalabalıktan kaçmak için: Temmuz–Ağustos hafta sonlarında sabah 10:00'dan önce sahile inin veya Sofular gibi az bilinen koyları tercih edin.